Bölüm 1: Alışverişin Ateşi
Pazar yerinin kalabalığı arasında Sevgilim, Ece, adeta bir ışık gibi parlıyordu. Üzerindeki derin dekolteli kırmızı elbise, her adımında göğüslerinin dolgun hatlarını ortaya seriyor, etraftaki erkeklerin bakışlarını mıknatıs gibi çekiyordu. Ben, Mert, onun bu özgüvenine hayranlıkla bakarken, içimde garip bir kıskançlık ve tahrik karışımı bir his büyüyordu.
'Ece, şu elbiseyi biraz fazla açık bulmadın mı?' diye sordum, elimde alışveriş poşetleriyle ona yetişmeye çalışırken. Gülümsedi, o alaycı ve kendinden emin gülümsemesiyle. 'Mert, hayatım, bu elbise tam da olması gerektiği gibi. Bak, herkes nasıl da dönüp bakıyor. Seni rahatsız mı ediyor yoksa tahrik mi?' diye sordu, göz kırparak. Ses tonu öyle baştan çıkarıcıydı ki, cevap veremedim.
Bir tezgahın önünde durduk, satıcı adamın gözleri Ece’nin dekoltesine kilitlenmişti. 'Abla, bu elmalar çok tatlı, bir tane denemek ister misin?' dedi adam, gözlerini bir an bile ayırmadan. Ece, kıkırdayarak eğildi, göğüsleri neredeyse tamamen ortaya çıkacak kadar. 'Tabii ki, tatlı şeyler her zaman ilgimi çeker,' dedi, adamın uzattığı elmayı alırken parmakları onun eline hafifçe değdi. Adamın yüzü kızardı, ben ise yanlarında durmuş, içimde bir ateşin yükseldiğini hissediyordum.
'Mert, ne dersin, bu adamın elmaları gerçekten tatlı mı?' diye bana döndü, dudaklarını yalayarak. 'Sanırım tatlı olan sadece elmalar değil,' dedim, sesimde bir titreme vardı. Ece kahkaha attı, 'Ah, sevgilim, kıskanıyorsun ama bir yandan da hoşuna gidiyor, değil mi?' diye fısıldadı kulağıma, sıcak nefesi boynumda bir ürperti yarattı.
Biraz ileride, başka bir tezgahta genç bir adamla sohbet etmeye başladı. Adamın gözleri Ece’nin vücudunda gezinirken, Ece’nin kahkahaları havada yankılanıyordu. 'Bu kumaş çok yumuşak, değil mi?' dedi, adamın elini tutup kumaşı hissettirirken. Adam kekeliyordu, 'E-evet, çok güzel… Tıpkı sizin gibi.' Ece, gözlerini devirip bana baktı, 'Mert, duydun mu? Bu çocuk benden etkilenmiş. Ne yapalım, biraz eğlenelim mi?' diye sordu, sesi şeytanca bir davet içeriyordu.
İçimdeki kıskançlık, yerini yavaşça bir arzuya bırakıyordu. Onu izlemek, diğer erkeklerin ona hayranlıkla bakması, beni nedense delirtiyordu. 'Ece, senin bu oyunların beni çıldırttığını biliyorsun, değil mi?' dedim, sesim alçak ve hırıltılıydı. Yaklaştı, dudakları kulağıma değecek kadar yakın, 'O zaman eve gidelim, sevgilim. Çünkü bu oyun daha yeni başlıyor,' diye fısıldadı.
Eve dönerken, arabada elini bacağıma koydu, parmakları yavaşça yukarı kayıyordu. 'Mert, bütün o bakışlar beni öyle tahrik etti ki, şu an seni parçalamak istiyorum,' dedi, gözleri tutkuyla parlıyordu. Ben de onun bu güçlü, kontrolü elinde tutan tavrına karşı koyamıyordum. 'Ece, eve varana kadar dayanabilecek miyim bilmiyorum,' dedim, nefesim hızlanırken. Gülümsedi, 'Dayanacaksın, çünkü ben öyle istiyorum. Ama eve vardığımızda, o sert cock’unu içimde hissetmek için sabırsızlanıyorum,' diye fısıldadı, sesi adeta bir emir gibiydi.
Kapıyı açar açmaz, birbirimize saldırdık. Elleri gömleğimi yırtarcasına açarken, ben de onun elbisesini sıyırdım. Göğüsleri özgür kaldığında, nefesim kesildi. 'Mert, hadi, beni bekletme,' dedi, sesi sert ve istek doluydu. Onu duvara yasladım, dudaklarım boynunda gezinirken, elim aşağı kaydı, o wet pussy’sine ulaştığımda ikimiz de titredik. 'Ece, senin bu horny halin beni mahvediyor,' dedim, nefes nefese. Gülümsedi, 'O zaman mahvol, sevgilim,' diye cevap verdi, ve o an, her şeyin kontrolünü ona bırakmıştım.
Want to know how it ends?
This is just the opening chapter. Continue the saga — or write a steamy tale starring you.