Bölüm 1: Şahin’in Ateşli Bakışları
Güzelköy’ün tozlu yollarında yürürken, içimde bir kıpırtı, bir özlem vardı. Adım Münüre, bu köyün en cesur, en dikbaşlı kadınıyım. Kimse bana boyun eğdiremez, kimse beni susturamaz. Ama o gün, Şahin’in bakışları beni bir an olsun durdurdu. Tarladan dönüyordu, üstü başı ter içinde, kasları güneşin altında parıldıyordu. Bana doğru yaklaşırken, gözlerindeki o vahşi ateş içimi titretti.
'Münüre, yine mi başın dik, yine mi meydan okuyorsun dünyaya?' dedi, sesi alaycı ama bir o kadar da çekici. Gülümsedim, bir kaşımı kaldırarak, 'Şahin, senin gibi bir adamı bile dize getiririm, haberin olsun. Tarladan mı dönüyorsun, yoksa yüreğimi mi yakmaya geldin?' dedim. Kahkaha attı, yaklaştı, kokusu burnuma doldu; ter, toprak ve saf erkeklik. 'Yüreğini yakmak mı? Münüre, ben seni baştan aşağı yakarım, yeter ki izin ver,' diye fısıldadı, sesi kulaklarımda bir melodi gibi yankılandı.
Köy evinin kapısına doğru yürüdük, her adımda aramızdaki gerilim artıyordu. İçimde bir savaş vardı; ona karşı koymak mı, yoksa teslim olmak mı? Ama ben Münüre’yim, teslim olmak nedir bilmem. Kapıyı açtım, içeri girdik. Eski ahşap masa, saman kokusu, her şey bir anda anlam kazandı. Bana döndü, gözleri alev alev, 'Münüre, bu oyun tehlikeli, biliyor musun?' dedi. Güldüm, 'Tehlike benim göbek adım, Şahin. Sen dayanabilecek misin, asıl mesele bu,' diye meydan okudum.
Bir adım attı, elimden tuttu, sert ama bir o kadar da nazik. Duvara yasladı beni, nefesi boynumda, 'Senin bu dik başın beni çıldırttı, biliyor musun? Bakalım ne kadar dayanacaksın,' diye mırıldandı. Kalbim deli gibi atıyordu, ama geri adım atmadım. 'Dayanmak mı? Şahin, ben seni öyle bir yakarım ki, aklın şaşar,' dedim, sesim kararlı ama içimde bir fırtına kopuyordu. Elleri belime kaydı, bedenim titredi, ama gözlerimi onunkilerden ayırmadım.
Bir anda dudakları dudaklarıma yapıştı, sert, aç bir öpücük. Dilim onunla dans ederken, ellerim gömleğini sıyırdı, sert kaslarını avuçladım. Nefes nefese ayrıldık, gözlerimde meydan okuma, onunkilerde saf arzu. 'Münüre, bu gece seni öyle bir seveceğim ki, köyün her taşı bizim tutkumuzu konuşacak,' dedi, sesi titreyerek. Gülümsedim, 'O zaman göster bakalım, Şahin. Sözle değil, ateşle konuş,' dedim.
Ellerim pantolonunun kemerine gitti, onun sertliğini hissettim, içimde bir yangın başladı. O an, köy evinin tozlu havasında, sadece ikimiz vardık. Ter içinde, nefes nefese, birbirimize dokunmaya hazırdık. Bu, sadece bir başlangıçtı...
Want to know how it ends?
This is just the opening chapter. Continue the saga — or write a steamy tale starring you.