Bölüm 1: Ofisteki İlk Kıvılcım
Kardelen, ofisin en keskin zekâlı kadınıydı. Uzun bacakları, sivri topuklu ayakkabıları ve her zaman kusursuzca toplanmış siyah saçlarıyla, bir bakışıyla odadaki herkesi susturabilirdi. Patronu Mert, kırklı yaşlarında, karizmatik ama bir o kadar da kibirli bir adamdı. Kardelen’in sevgilisi Emre ise evde onu bekleyen, fazla mülayim, fazla ‘güvenli’ bir tipti. Kardelen, güvenli sularda yüzmekten sıkılmıştı. O, fırtınayı istiyordu.
O gün ofiste hava gergindi. Mert, Kardelen’i odasına çağırmıştı. Kapıyı kapatır kapatmaz, gözlerini ona dikti. ‘Kardelen, bu raporlar ne böyle? Çocuk oyuncağı mı sanıyorsun bu işi?’ diye sordu, sesi sert ama bir yandan da alaycı.
Kardelen, kaşını kaldırıp dudaklarını büzdü. ‘Mert Bey, eğer çocuk oyuncağı oynuyorsam, siz de bayağı eğleniyorsunuz gibi görünüyor. Her fırsatta beni odanıza çağırmanız tesadüf mü?’ diye lafı gediğine koydu. Mert bir an duraksadı, sonra sırıttı. ‘Senin bu sivri dilin bir gün başını yakacak, biliyor musun?’
Kardelen, masaya doğru bir adım attı, gözleri Mert’in gözlerinden ayrılmadan. ‘Yaksın. Ama önce sizi yakarım, Mert Bey. Benden korkmanız lazım.’ Sesinde hem meydan okuma hem de baştan çıkarıcı bir ton vardı. Mert, sandalyesinden kalktı, yavaşça Kardelen’e yaklaştı. Aralarındaki mesafe kapanırken, ofisin soğuk havası birden ısınmıştı.
‘Korkmak mı? Benim gibi bir adamı korkutmak için daha çok uğraşman lazım, Kardelen,’ dedi Mert, sesi alçak ve tehditkâr. Kardelen gülümsedi, ‘Uğraşırım. Ama uyarayım, ben oynarken acıtırım.’
Mert’in eli, Kardelen’in çenesine doğru uzandı, ama Kardelen hızlıca elini tuttu. ‘Bana dokunmak için önce izin isteyeceksin, piç kurusu,’ dedi, gözleri ateş saçarak. Mert kahkaha attı. ‘Sen ne kadar sert bir orospusun, biliyor musun? Ama bu beni daha çok azdırıyor.’
Kardelen, Mert’in yakasını tutup kendine çekti. ‘O zaman azdır, ama unutma, bu oyunda kuralları ben koyarım. Sevgilim Emre’nin ruhu duymayacak, ama seni öyle bir sikeceğim ki aklın başından gidecek,’ diye fısıldadı, sesi hem öfkeli hem de şehvet doluydu. Mert’in nefesi hızlandı, gözleri Kardelen’in dudaklarında dolaşıyordu. ‘Sik beni o zaman, hadi. Göster şu lanet olası gücünü.’
Kardelen, Mert’i masaya doğru itti, elleri onun gömleğinin düğmelerini açarken, Mert’in elleri Kardelen’in kalçalarına doğru kaydı. ‘Bu ass benim olacak, anladın mı?’ diye homurdandı Mert. Kardelen, alaycı bir gülüşle, ‘Senin olacak tek şey, benim öfkem. Şimdi sus ve bırak işimi yapayım,’ dedi. İkisi de birbirine meydan okuyarak, nefes nefese kalmış, ofisin ortasında bir savaşın eşiğindeydi. Kardelen’in eli Mert’in pantolonuna doğru kayarken, Mert’in gözleri şehvetle parlıyordu. ‘Hadi, göster bana ne kadar horny olduğunu,’ diye kışkırttı Mert. Kardelen’in dudakları bir sırıtışla kıvrıldı. ‘Sen daha wet olduğumu görmedin, ama bekle, az sonra dripping olacaksın.’
Tam o anda, masanın üzerindeki evraklar yere savruldu, ikisi de birbirine kenetlenmiş, nefesleri karışmış, sweating ve panting bir haldeydi. Bu, sadece bir başlangıçtı. Ofisin duvarları, bu yasak ateşin ilk patlamasına tanıklık etmek üzereydi.
Want to know how it ends?
This is just the opening chapter. Continue the saga — or write a steamy tale starring you.