Bölüm 1: Ateşin İlk Kıvılcımları
Kapı sert bir şekilde kapandığında, otel odasının havası birden elektriklenmişti. Eda, incecik bir tanga ile aynanın önünde duruyordu; kalçalarının kusursuz kıvrımları, kumaşın altında adeta bir sanat eseri gibi sergileniyordu. Gözleri, aynadan yansıyan Mert’in sert bakışlarıyla buluştu. Mert, yatağın kenarında oturmuş, gözlerini ondan alamıyordu. Pantolonunun önü, içindeki arzunun açık bir göstergesi olarak kabarmıştı.
'Eda, bu tanga seni bir silah gibi gösteriyor. Biliyor musun, şu an kendimi zor tutuyorum,' dedi Mert, sesi kalın ve kontrolsüz bir arzuyla doluydu.
Eda, aynadan ona bakarak kurnazca gülümsedi. 'Silah mı? O zaman neden hâlâ oradasın, Mert? Gel de bu silahı eline al,' diye meydan okudu, sesinde alaycı bir tatlılık vardı. Kalçalarını hafifçe sallayarak ona doğru döndü, gözleri parıldıyordu.
Mert bir anda ayağa kalktı, adımları kararlıydı. 'Beni böyle kışkırtırsan, sonunu düşünemem bile,' dedi, Eda’nın yanına vardığında ellerini beline koyarak onu kendine çekti. Dudakları bir anda buluştu; öpüşmeleri vahşi, aç bir tutkuyla doluydu. Eda’nın elleri Mert’in gömleğini yırtarcasına açarken, Mert’in parmakları tanganın ince ipine takılmış, onu yavaşça sıyırmaya başlamıştı.
'Sabırsız mısın, ha?' diye fısıldadı Eda, dudakları Mert’in boynuna kayarken. 'O zaman göster bakalım, ne kadar istiyorsun beni.'
Mert’in nefesi hızlanmıştı, Eda’nın tangasını tamamen indirirken, 'İstediğimden emin olabilirsin. Şu an tek düşündüğüm, seni nasıl delirteceğim,' diye hırladı. Eda’yı yatağa doğru yönlendirdi, elleri kalçalarını sıkıca kavrarken, gözleri onun her hareketini izliyordu.
Eda, yatağa yüzüstü uzandığında, Mert’in nefesini ensesinde hissetti. 'Hadi, bekletme beni,' dedi Eda, sesinde hem bir emir hem de bir yalvarış vardı. Mert, pantolonunu hızla çıkardı, sertliği artık özgürdü ve Eda’nın kalçalarına sürtünüyordu. 'Bu kadar sabırsızsan, sana istediğini vereceğim,' diye mırıldandı Mert, sesi arzudan titriyordu.
Eda başını çevirip ona baktı, gözleri ateşle yanıyordu. 'Söz mü? Çünkü ben sadece sözlerle tatmin olmam,' diye meydan okudu. Mert gülümsedi, elleri Eda’nın kalçalarını ayırırken, 'O zaman hazır ol, çünkü bu gece sözler değil, eylemler konuşacak,' dedi.
Hava, ter ve tutku kokusuyla doluyken, Mert yavaşça Eda’nın içine doğru ilerledi. Eda’nın nefesi kesildi, ama yüzünde bir zafer gülümsemesi vardı. 'Daha sert,' diye fısıldadı, sesi kararlıydı. Mert’in hareketleri hızlandı, odada sadece nefes sesleri ve tenlerin çarpışması yankılanıyordu. Eda’nın vücudu titremeye başlamıştı bile, ama bu sadece başlangıçtı. Gece, daha birçok patlamaya gebeydi.
Want to know how it ends?
This is just the opening chapter. Continue the saga — or write a steamy tale starring you.