Bölüm 1: İlk Kıvılcım
Taha, İstanbul’un dar sokaklarında büyümüş, sert bakışlı, keskin zekalı bir adamdı. Otuzlu yaşlarında, kaslı bedeni ve kendinden emin duruşuyla her ortamda dikkat çekerdi. Ama onun asıl silahı, dilinden dökülen zehir gibi keskin sözlerdi. Bir gece, Beyoğlu’nun kalabalık bir barında, karşısına Ela çıktı. Ela, uzun siyah saçları ve delici yeşil gözleriyle bir femme fatale gibiydi. Kendine güveni, her adımında hissediliyordu; zayıf kadınlardan değildi, aksine avını seçen bir avcı gibiydi.
Taha, birasını yudumlarken Ela’nın bara doğru süzülüşünü izledi. Kadın, doğrudan ona bakıyordu, gözlerinde meydan okuyan bir ifade vardı. Taha, gülümseyerek başını yana eğdi. 'Bu kadar cesur bakıyorsan, konuşacak cesaretin de vardır herhalde,' dedi alaycı bir tonla.
Ela, gülerek yaklaştı, bar taburesine otururken bacak bacak üstüne attı. 'Cesaret mi? Senin gibi bir adamı yerimde durdurmak için fazlasına ihtiyacım yok,' diye yanıtladı, sesi baldan tatlı ama bir o kadar da keskin.
Taha’nın kaşları kalktı, dudaklarında sinsi bir gülümseme belirdi. 'Beni durdurmak mı? Tatlım, ben durmam, aksine hızlanırım. Denemek ister misin?'
Ela, bir an duraksadı, sonra eğilip Taha’nın kulağına fısıldadı. 'Denemek mi? Ben oyun oynamam, direkt kazanırım.' Nefesi, Taha’nın boynunda sıcak bir dalga gibi yayıldı. Adamın içinde bir ateş yanmaya başlamıştı bile, ama kendini tuttu. 'O zaman göster bakalım, ne kadar iddialısın,' dedi, sesi alaycı ama bir o kadar da davetkâr.
Birkaç içki ve keskin sözlü atışmadan sonra, ikisi de birbirine karşı koyamaz hale gelmişti. Ela’nın gözleri, Taha’nın geniş omuzlarında ve sert hatlarında dolaşıyordu. Taha ise Ela’nın her hareketini, kalçasının kıvrımını, dudaklarının her kıpırtısını izliyordu. Aralarındaki gerilim, barın loş ışıkları altında adeta elle tutulur hale gelmişti.
'Sen hep böyle mi kaçarsın, yoksa sadece beni mi zorluyorsun?' diye sordu Taha, sesinde bir meydan okuma vardı.
Ela, kahkaha attı. 'Kaçmak mı? Ben sadece avımın peşinden koşmasını severim. Hadi bakalım, Taha, ne kadar hızlısın?'
Bu sözler, Taha’nın içindeki son sabır kırıntısını da yok etti. Barın arka çıkışına doğru ilerlerken, Ela’nın elini tuttu ve onu duvara yasladı. Nefesleri birbirine karışırken, Ela’nın dudakları Taha’nınkine birkaç santim uzaktaydı. 'Beni bu kadar istiyorsan, neden bekliyorsun?' diye fısıldadı Ela, sesi meydan okuyan bir tonda.
Taha’nın elleri Ela’nın beline kaydı, onu kendine çekti. 'Beklemek mi? Ben sadece avımı tatmak için doğru anı seçerim,' diye yanıtladı, sesi derin ve hırıltılı. Dudakları sonunda birleşti; öpücükleri sert, aç ve kontrolsüzdü. Ela’nın elleri Taha’nın gömleğini çekerken, Taha’nın nefesi hızlandı. Kadın, onun boynuna doğru eğilip kulağına fısıldadı. 'Daha sert, Taha. Bana ne kadar istediğini göster.'
Taha’nın elleri Ela’nın kalçalarına kaydı, onu daha sıkı kavradı. Aralarındaki ateş, artık söndürülemez bir yangına dönüşmüştü. Ela’nın nefesi hızlanırken, Taha’nın sertliği ona baskı yapıyordu; ikisi de birbirine karşı koyamıyordu. Barın arka sokağında, loş bir köşede, her şey patlamaya hazır bir volkan gibiydi...
Want to know how it ends?
This is just the opening chapter. Continue the saga — or write a steamy tale starring you.