← Story Library

Yasak Arzuların Gölgesinde

Yasak Arzuların Gölgesinde

Bölüm 1: İlk Kıvılcım

Melis, İstanbul’un boğaz manzaralı bir kafesinde oturmuş, kahvesini yudumlarken telefonuyla oynuyordu. 30’lu yaşlarının başında, keskin hatlı bir güzelliğe sahip, kendinden emin bir kadındı. Siyah deri ceketinin altında vücudunu saran kırmızı bir bluz vardı; her hareketinde özgüveni ve cazibesi adeta etrafa yayılıyordu. Karşısında oturan kocası Emre, onu izlerken hafif bir gülümsemeyle, 'Biliyor musun, bazen seni izlemek bile yeterince tahrik edici,' dedi.

Melis kaşını kaldırarak ona baktı, dudaklarında alaycı bir gülümseme belirdi. 'Tahrik mi? Emre, senin bu tatlı sözlerinle mi eriyeceğim sanıyorsun? Daha yaratıcı olmalısın, tatlım.'

Emre kahkahayla başını salladı. 'Haklısın, ama ne yapayım, senin bu kendine güvenli tavrın beni her zaman baştan çıkarıyor. Peki, söyle bakalım, bu akşam ne yapıyoruz? Yine mi evde sıkıcı bir film gecesi?'

Melis’in gözleri parladı, ses tonu birden ciddileşti. 'Sıkıcı mı? Emre, ben sıkıcı bir kadın değilim. Belki de bu akşam bir oyun oynarız. Ama uyarayım, benim oyunlarım tehlikelidir.'

Emre’nin yüzünde merak ve hafif bir tedirginlik belirdi. 'Ne tür bir oyun?'

Melis, kahvesinden bir yudum daha aldı, sonra masanın üzerinden eğilip fısıltıyla, 'Beni paylaşmayı düşünür müsün?' dedi. Sesindeki meydan okuma, Emre’nin nefesini kesmişti. Bir an duraksadı, sonra gülerek, 'Melis, sen ciddi misin? Bu… yani, bu nasıl bir fantezi?' diye sordu.

Melis geriye yaslandı, bacak bacak üstüne attı ve gözlerini kısarak, 'Fantezi mi? Hayır, Emre. Bu bir güç oyunu. Benim kurallarımla oynarsın ya da hiç oynamazsın. Karar senin,' dedi. Sesindeki kararlılık, Emre’nin içinde bir ateş yakmıştı. Kalbi hızlanırken, 'Tamam, peki. Kuralların ne?' diye sordu, sesi titriyordu.

Melis gülümsedi, ama bu gülümseme masum değildi; içinde bir avcı saklıydı. 'Bu akşam birini bulacağız. Bir yabancı. Ve sen izleyeceksin. Ama dokunmak yok. Sadece izlemek. Anladın mı?' Emre’nin gözleri faltaşı gibi açıldı, ama içinde bir yerlerde bu fikir onu inanılmaz derecede heyecanlandırmıştı. 'Melis… bu çılgınlık,' diye mırıldandı.

'Çılgınlık mı? Hayır, Emre. Bu özgürlük,' diye karşılık verdi Melis, gözleri ateş gibi yanıyordu. Kafeden kalktılar, geceye karışmak için bir bara yöneldiler. Melis’in adımları kararlıydı, Emre ise onun peşinden giderken kalbinin deli gibi attığını hissediyordu. Barın loş ışıkları altında, Melis’in gözleri kalabalıkta bir av arar gibi dolaşıyordu. Sonunda, uzun boylu, kaslı bir adamı işaret etti. 'O,' dedi, sesinde kesin bir tonla.

Emre, Melis’in koluna hafifçe dokundu. 'Emin misin?' diye sordu, sesi endişeliydi. Melis ona döndü, gözlerinde bir meydan okuma vardı. 'Emin miyim? Emre, ben her zaman eminim. Şimdi otur ve izle. Bu gece benim şovum,' dedi ve adama doğru yürümeye başladı. Melis’in kalçaları her adımda ritmik bir şekilde sallanıyordu, Emre’nin gözleri onun üzerinde sabitlenmişti.

Melis, adamla konuşmaya başladı, gülüşü baştan çıkarıcıydı. Adamın adı Can’dı; koyu kahverengi gözleri ve kendinden emin duruşuyla Melis’in ilgisini çekmişti. 'Biliyor musun, Can, ben sıkıcı gecelerden hoşlanmam. Seninle biraz eğlenmek istiyorum,' dedi Melis, sesi baldan tatlı ama bir o kadar da tehlikeliydi.

Can gülümsedi, 'Eğlenmek mi? Ben her zaman varım. Ama kocan ne olacak?' diye sordu, Emre’yi işaret ederek. Melis kahkaha attı, 'O mu? O sadece izleyecek. Sorun değil, değil mi tatlım?' diye Emre’ye seslendi. Emre’nin yüzü kızardı, ama başını salladı. İçindeki karmaşık duygular onu hem rahatsız ediyor hem de inanılmaz derecede tahrik ediyordu.

Melis, Can’ı elinden tuttu ve bara yakın bir otele doğru yönlendirdi. Emre arkalarından gelirken, kalbi göğsünden fırlayacak gibiydi. Otel odasına girdiklerinde, Melis’in gözleri Can’ın üzerinde dolaştı. 'Hadi bakalım, yakışıklı. Bana ne kadar iyi olduğunu göster,' dedi, sesi emrediciydi. Can, Melis’in boynuna doğru eğildi, dudakları tenine değdiğinde Melis’in nefesi hızlandı. Emre bir köşede oturmuş, nefesini tutarak izliyordu. Melis’in eli Can’ın gömleğini yırtarcasına açarken, 'Daha hızlı,' diye fısıldadı. Can’ın elleri Melis’in kalçalarını sıkıca kavradı, ve Melis bir an için gözlerini Emre’ye çevirdi. 'Görüyor musun, tatlım? Bu gerçek bir oyun,' dedi, sesi alaycı ama bir o kadar da kışkırtıcıydı.

Odanın havası giderek ağırlaştı, Melis’in nefesi hızlandı, Can’ın dokunuşları daha sert ve kararlı hale geldi. Emre’nin gözleri faltaşı gibi açık, içinde bir fırtına kopuyordu. Melis’in dudaklarından bir inleme kaçtı, ve o an her şey daha da ateşli bir hale büründü. Gecenin devamı, yasak arzuların ve kontrolün sınırlarını zorlayacak bir şölene dönüşmek üzereydi…

Want to know how it ends?

This is just the opening chapter. Continue the saga — or write a steamy tale starring you.